Öne Çıkan

İlk icim

şimdi ne demeli,nereye sığdırmalı hangi yaşanmışlığın üzerine dolu boş hesabı yapmalı..

Kendimi hic olmadığım kadar hissiz sıfırlanmış hissediyorum şu sıralar. Yazmak da öyle garip bir şekilde girip çıkıyor hayatımdan bir düzensizim anlayacağınız meselâ, yazmak bazen öyle bir hisle geliyor ki cocuklugumu  hissediyorum herşeyin bir kokusu olduğuna inanırım bir gün kokusu güneş kokusu tıpkı  şimdi soluduğum gibi hafif toprak kokusu ılık değil soğuk huzur verici ama bazen soğuk ürkütmüyor değil ama bu korkutmayanından içinde aynı zamanda mevsimlik meyvelerin kokusu da var havayla biraz kirlenmiş sadece ,memleketimde daha ferahlatıcısı gelir burnuma  öylece dolar içime ancak bu bile yetiyor çocukluğumu animsatmaya bu güneş kokusundan sonra yazmak istiyorum yaşanmamış ne varsa acıları elma kabuğu gibi yumru olan herşeyi ” hayata karşı duruş ” ah ne güzel güçlü bir kaç kelime … Sayıp sildikleri de vardır tabi insanın onu da eklemeli geride bırakılacak olanlarda vardır onlarda dipnot olsun bir kısa yazı sonuna o kadar hatıraları olsun değil mi ?

Bazense ellerimi tozlu hissettiğim yıl almış raflarda gezindirdigim zamanlarda gelir yazma isteğim içimde yaşlanmış bir kadın var çünkü hayatı benden önce yaşamış zaman zaman bana dur diyen beni yıllar önceye götüren bir ihtiyar var. O ihtiyar yüzündendir ki bazen gidememe hallerim ileriye ardıma  bakmadan soluksuz yürüyemeyişim, düşünmeden bir çırpıda dilimin ucuna gelenleri söyleyemeyişim. Biraz susturabilmiş olsaydım ah seni ihtiyar daha anlamlı ve farklı olur muydu hayatım ?Yoksa kader mi demeli ? Seni içimde taşımak kader gereği söylenmemesi gerekenler için mi ? Seni sustursam değişir mi ? Yoksa sana yönelik irademin olmayışı da kaderden mi ?  Aklımda daha nicesi…

Yazmak diyorum okumak gibi ikisi de süreklilik arzetmiyor hayatımda .. Aynı anda başlıyorum bir, iki , üç, … Belki beş kitaba zeki oluşumdan falan değil aç gözlülüğüm , tez canlılığım en çok da sıkılganlığım sonra bir hocamın söylediği gibi oluyor zaman giriyor araya ama hepsi asılı hafızamda canlı hiçbiri soluk değil kaldığım yerden devam ediyorum yıllarca göremediğiniz birisini ilk gördüğünüzde ne oldu, nerelerdesin, gibi soruları sormanın verdiği gereksizlik duygusuyla eee nerde kalmıştıklı cümleler gibi kitaplarımla aram. Nerde kalmıştık sahi ? Kalmışmıydık bir yerde ne için yazıyordum… Evet şimdi anımsıyorum önemli bir yazıydı en azından önemli olmalıydı sizlerle ilk buluşmam alelade birşeyler mi karalamam gerekirdi yoksa cool olabilmek adına neyse bu ilk yazı göründüğü üzere bende mevzu çok e içimde burada beklerim …

Sevgilerle….

Sadece o sevdiği için dinlediği tüm şarkılar bünyene ne denli yabancı olsa da dinlemek, sadece o sevdiği için sütlaçı sevmek mesela miden bulana bulana yemek onda onun bulduğu tadı aramak, sadece o sevdiği için onun sevdiği şeyleri anlayabilmek ,biran olsun onu onunla yaşamaya çalışmak tüm çaba aslında bunun için… sadece ona sarıldığında tüm uzuvlarında şifanın dolaşması o baktıkça titremek ,sadece o güldüğü için bazen senin hiç anlamadığın bir konuya tebessümle dahi olsa yanıt vermek… okusa ne olur ki şunları hani hiç sevilmedim diyorsun ya, bak ne çok sevildin demek adına..Ne değişirdi bilmiyorum ve beni ne tutuyor onu hiç bilmiyorum..

hiçbir şey şu sıralar yetmiyor bana , başlıyorum mesela bir kitaba içinde kalamıyor ilerleyemiyorum sayfalarında sonra başka bir kitaba geçiyorum onda da aynısı oluyor buna rağmen delice bir kitap okuma hali tam da kitap okunası havalar üstelik, sonra kalkıp resim yapayım diyorum orayı burayı çiziyorum yok hayır bu da olmuyor , sonra en iyisi çay içeyim diyorum malumunuz çay her aşkın terk edilişin özlemin adı olmuş onu da, düşünürken soğutuyorum..aldığım uykuda uyku değil zamansız uyuyup uyanıyorum. sanmayın ki gün gün arayla gerçekleşiyor bunlar hayır dakikalar içinde gerçekleşen bir durum, deli gibi kaybolmuş gibi orda burda ne varsa saldırıyor oyalanmaya çalışıyorum hep bir tatminsizlik sonucu kıvrılıyorum köşeye yumuyorum gözlerimi …

 

 

Ahali gidiyor.

Birinin varlığını sevmek sadece var olduğu için sevmek sadece bakabildiği için sevmek ta içimi görebildiği için içini görebildiğim için sevmek… Ama bu sevgiyi hic karşılıklı yaşayamamış olmak bakışların hic birbirine rast gelmemesi o severken görmemek … Simdi içim açıkçası cigerlerime kadar acıyor. Bu nasıl sevgi ki uzerinden ne sular aksa aynı nehrin başına çıkıp her defasında ona dönmek her defasında yeniden sevmek bu nasıl bir sadakat nasıl içimde kucultememek canım yanıyor… Simdi ortalıktan kaybolma kararı almış ey ahali kaybetmisim gibi gitmiş gibi. İnsanlar ne ölüm acıları yaşıyor babamı kaybeden anneme sordum nasıl dayandın diye buğulu bakışları her şeyi anlattı. ALLAH dağına gore kar verir ,deme ki niye ben yaşıyorum belki o dayanamayacagi için sana yaşatıyordur ALLAH, büyük acı diye bisey yok herkese yaşadığı büyük belki de onun yaşadıklarını da sen yaşamayacağın için sana da onunkileri yasatmiyordur.


Sandığımdan kırgınım sandığımdan daha fazla kırık dökük mutsuz ama en çok yönsüz evet aslında  gerçekleştirmeye dair birçok hayal var  ama onlara gidecek bir yolum yok işin kötüsü yolumu tıkayanda yok sadece içinde bulunduğum şartlara ayak uyduramadığım için tam ortada durup bir adım atamıyorum..

Sevdiğim insanları tanımıyorum daha kötüsü beni de cok tanıdıklarını düşünmüyorum. Gözlerinde görmeye alışık olmadığım duyguları görüyor kendimi anlatamadığım anlatmaya da mecalimin olmadığı bir zaman dilimindeyim.. Biseyleri kaybedebilecegimiz  o kadar kısa bir anın içindeyken içimdeki kırgınlıklarla barışamıyorum. Nefesimi  dışarıya atamıyorum. Hayallerini gerçekleştirememiş ellerinden alınmış sonrasında hayallerine dair çabalarını yitirmiş  insanların yanında gercektirdigim hayallerimin  mutluluğunu da doyasıya yasayamıyorum onlara da kıyamıyorum , susuyorum.